Antalya'da özel bir sağlık kuruluşunda görev yapan bir ambulans şoförünün, ödenmeyen fazla mesai ve diğer özlük hakları nedeniyle iş sözleşmesini tek taraflı feshetmesi üzerine başlattığı hukuki süreç, Yargıtay'dan çıkan emsal niteliğindeki kararla yeni bir boyut kazandı.
Çalışan, uzun süre ödenmeyen hakları için iş sözleşmesini feshederek kıdem tazminatı, ödenmemiş ücretler, prim, yıllık izin, fazla çalışma ve resmi tatil alacaklarının tahsili talebiyle İş Mahkemesine başvurdu. Dava dilekçesinde, ambulans şoförlüğünün ağır çalışma şartları ve mesai saatlerinin belirsizliği ön plana çıkarıldı.
Davalı işveren ise çalışanın trafik kazalarındaki kusurlu durumlarını ve habersiz işe gelmediğini iddia ederek sözleşmeyi haklı nedenle feshettiğini savundu. Ancak yerel mahkeme, fazla mesai ücretlerinin ödenmemesini işçi açısından haklı fesih sebebi sayarak davanın kısmen kabulüne karar verdi. Bu kararda özel hastane ile ambulans firması ortak sorumlu tutuldu.
İşverenin itirazı üzerine dosya, Bölge Adliye Mahkemesine taşındı. İstinaf incelemesinde, personelin 24 saat görev yapıp ardından 24 saat dinlendiği bir vardiya sisteminde çalıştığı tespit edildi. Sağlık hizmetlerinin kesintisiz ve acil doğası gereği, personelin gün içinde sabit bir dinlenme süresinin bulunmadığı ve uyku ihtiyacını tam olarak karşılayamadığı kabul edildi. Bölge Adliye Mahkemesi, çalışanın yıllık izin sürelerinin yeniden hesaplanması gerektiğine hükmederek istinaf başvurusunu yerinde buldu ve kararda düzeltme yaptı.
Tarafların itirazlarını sürdürmesiyle dosya, nihai karar mercii olan Yargıtay'a taşındı. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, temyiz incelemesini tamamlayarak sağlık sektöründeki mesai hesaplamaları açısından önemli bir karara imza attı. Yüksek mahkeme, ambulans şoförünün görevinin niteliği gereği gün içinde beslenme, uyku ve diğer insani ihtiyaçlarını gidermek zorunda olduğunu vurguladı. Bir insanın 24 saatlik bir dilim içinde kesintisiz veya 20 saat aktif çalışmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu belirtti.
Yargıtay, 24 saatlik vardiya periyodu içerisinde bir personelin fiili olarak en fazla 14 saat çalışabileceğinin kabul edilmesi gerektiğini hükmetti. Kanuni düzenlemelerde yer alan günlük 11 saatlik azami çalışma sınırını aşan 3 saatlik sürenin fazla mesai olarak hesaplanması gerektiğini ifade etti. Bu tespit, alt mahkemenin günlük çalışmayı 20 saat kabul ederek yaptığı hesaplama yöntemini açıkça hatalı buldu.
Yüksek mahkemenin tespit ettiği eksiklikler sadece günlük çalışma süresiyle sınırlı kalmadı. Dosya içeriğindeki işveren ödeme tablolarının, banka dekontlarının ve imzalı maaş bordrolarının hesaplama yapılırken dikkate alınmadığı, işçi tarafından sunulan belgeler ile işveren kayıtlarının eksiksiz biçimde karşılaştırılması gerektiği belirtildi. Ayrıca, davacının yıllık izinli olduğu günlerin fazla mesai hesaplamasından düşülmemesi de bozma gerekçeleri arasında yer aldı.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, bu teknik ve hukuki hatalar sebebiyle Bölge Adliye Mahkemesinin kararını oy birliğiyle bozdu. Dosya, Yargıtay'ın belirlediği ilkeler doğrultusunda yeniden incelenmek ve doğru hesaplamalar yapılmak üzere ilgili bölge adliye mahkemesine geri gönderildi.