Denizli'de yaşayan 55 yaşındaki Fatma Çümen, 3 Mayıs 2025 tarihinde aniden rahatsızlanarak yüksek ateş şikayetiyle hastaneye kaldırıldı. Oğlu Sezer Çümen tarafından Pamukkale Üniversitesi Hastanesi'ne ulaştırılan Çümen'e yapılan tetkikler sonucunda lösemi teşhisi konuldu. Yaklaşık 1,5 ay süren yoğun kemoterapi tedavisinin ardından taburcu edilmesine rağmen klinik şikayetlerinin devam etmesi üzerine ailesi, Fatma Çümen'i Antalya'da bir hastaneye sevk etti. Burada yapılan değerlendirmeler sonucunda kemik iliği nakli yapılması kararlaştırıldı.
Nakil süreci için ilk olarak Fatma Çümen'in kardeşlerinden doku örnekleri alındı. Kardeşlerden birinin dokusu uyumlu bulunsa da, mevcut sağlık sorunları nedeniyle bağışçı olamayacağı anlaşıldı. Bu gelişme üzerine Çümen, Türkiye Kök Hücre Koordinasyon Merkezi (TÜRKÖK) veri tabanına kaydedildi. Yaklaşık 1,2 milyon bağışçının taranması sonucunda, hastayla yüzde 100 uyum sağlayan bir donör tespit edildi. Yapılan detaylı incelemelerde, bu donörün altı yıl önce Kızılay'a kök hücre bağışında bulunan Fatma Çümen'in 34 yaşındaki öz oğlu Sezer Çümen olduğu ortaya çıktı. Tıp dünyasında büyük şaşkınlık yaratan bu tesadüfün ardından hazırlıklar hızla tamamlandı ve Fatma Çümen'e oğlundan alınan kök hücre başarıyla nakledildi.
Başarılı geçen nakil operasyonunun ardından sağlığına kavuşarak taburcu edilen Fatma Çümen ve ailesi büyük bir sevinç yaşadı. Yıllar önce yaptığı bağışın annesine hayat vereceğini tahmin dahi edemediğini belirten Sezer Çümen, süreci şu sözlerle anlattı: "6 yıl önce yolda Kızılay'a kan verirken, oradaki arkadaş ‘Gelin siz de donör bağışında bulunun' demişti. Bir gün birisine uyum sağlar ve hayatı kurtulur diye bağışta bulunmuştum. Üzerinden yıllar geçti, şimdi karşımıza geldi. Annemle veri tabanında uyumlu olduğumuz ortaya çıkmış. Tabii bundan sonradan haberimiz oluyor. Kök hücre bankasından bir telefon geldi, iliğimin birine uyum sağladığını söylediler. Tabii bunun annem olduğunu ne karşı taraf ne de ben biliyorum. Ardından bir telefon daha geldi ve annem olduğunu öğrendim. Çok şaşırdık, inanamadık, ağladım. Naklimizi olduk. Annem yoğun bir kemoterapi aldı, zor bir süreç ama artık toparlıyor." Sezer Çümen, başkasına da bağış yapmış olsaydı aynı mutluluğu yaşayacağını belirterek, “Verecek olduğunuz bir tüp kan her şeyi değiştiriyor. Bizi örnek alarak bunu görebilirsiniz” diyerek bağışın önemine dikkat çekti.
Hayata yeniden tutunan anne Fatma Çümen ise duygularını, "Bu yaşa getirdiğim oğlum beni kurtardı. Allah ondan razı olsun, hakkım helal olsun" sözleriyle ifade etti. Olayın tıbbi boyutuna ilişkin açıklamalarda bulunan Hematoloji Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Çetin, nakil sürecinde kardeşler arasında doku uyumu şansının normalde yüzde 25 ile 40 arasında değiştiğini belirtti. TÜRKÖK sisteminin önemine vurgu yapan Çetin, “Bu milyonda bir gelecek bir pozitif rastlantı. Annesinin kardeşleriyle özdeş iken kendisiyle özdeşliğini beklemiyorduk. Fakat şans eseri oğlu yüzde yüz, yani 12'de 12 uyumlu çıktı. Bunun üzerine taramayı hemen bırakıp çocuğu üzerinden ilerledik. Bu milyonda 1 görülecek nadir bir durum” ifadelerini kullandı. Prof. Dr. Çetin, Türkiye'nin kendi donör programı olmasaydı verici bulunamayacağını ve bu program sayesinde hastalara uygun donörlerin sağlanabildiğini ekledi.
Tedavi ekibinde yer alan Hematoloji Uzmanı Doç. Dr. Müfide Okay Özgeyik ise, “Böyle bir örnek varken tüm toplumumuzun TÜRKÖK gibi bağışçılar için önemli bir kaynak olan Kızılay'a bağışçı olmasını öneriyorum. Her ne kadar yakınları için ihtiyaç olmasa da belki de hiç tanımadıkları lösemili çocuk ya da erişkin hasta için umut olabilirler. O hasta kendi yakınınız da olabilir. 30 yaş üstünde herhangi bir hastalığı olmayan tüm insanların sadece bir tüp kanla bağışçı olması bizim için çok önemli” diyerek kök hücre bağışının hayati önemine dikkat çekti.