Türkiye genelinde milyonlarca çalışanı yakından ilgilendiren sosyal güvenlik süreçlerinde, prim esas kazançların Sosyal Güvenlik Kurumuna (SGK) doğru ve eksiksiz olarak bildirilmesi büyük bir öneme sahip. Çalışma hayatı boyunca SGK'ya yatan kazanç tutarları, kişilerin emekli olduklarında alacakları aylık miktarının belirlenmesinde temel kıstas olarak kabul ediliyor.

Son dönemde yapılan incelemeler ve uzman değerlendirmeleri, gerçek maaşın altında yapılan bildirimlerin veya yatırılmayan primlerin emeklilik dönemindeki gelir seviyesini ciddi oranda aşağı çektiğini ortaya koyuyor. Özellikle bordrolarda yapılan usulsüzlükler ve kayıt dışı ödemeler, çalışanların gelecekteki haklarını doğrudan gasp ediyor. Bu durum sadece aylık net ücretle sınırlı kalmayıp, ikramiye, prim ve diğer ek ödemeleri de kapsıyor. İşverenlerin prim maliyetlerini düşürmek amacıyla başvurduğu düşük bildirim yöntemi, kısa vadede çalışana cazip gelse de uzun vadede büyük kayıplara neden oluyor.

Sosyal güvenlik uzmanları, sisteme yatırılan her bir kuruşun gelecekte bağlanacak olan emekli aylığına doğrudan etki ettiğini vurguluyor ve vatandaşların hak takibini aksatmaması gerektiğini belirtiyor. İş Kanunu kapsamında belirlenen haftalık 45 saatlik çalışma süresini aşan tüm faaliyetler fazla mesai olarak adlandırılıyor. Çalışanların alın teri dökerek gerçekleştirdiği bu ilave çalışmaların karşılığı olan ücretlerin, yasal zorunluluk gereği bordrolarda açıkça gösterilmesi ve SGK'ya tam olarak bildirilmesi şart koşuluyor. Fazla mesai gelirlerinin prim matrahına eklenmesi, emeklilik hesaplamalarında dikkate alınan toplam kazancı yükselterek bağlanacak aylık oranına olumlu katkı sunuyor.

Ancak uygulamada birçok işletmenin fazla mesai ücretlerini elden ödediği veya bordrolara hiç dahil etmediği görülüyor. Bu durum, çalışanların hem güncel hak kaybına uğramasına hem de emeklilik döneminde hak ettikleri standartların altında bir gelire razı olmalarına sebebiyet veriyor. İşverenlerin yasal yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirmesi, çalışma barışının korunması ve sosyal güvenlik sisteminin sağlıklı işlemesi açısından kritik bir noktada duruyor.

Çalışanların her ay düzenli olarak kendilerine sunulan veya e-Devlet üzerinden erişilebilen bordro verilerini incelemesi hayati bir adım olarak öne çıkıyor. Gerçekte alınan ücret ile kuruma bildirilen kazanç arasında bir fark olup olmadığının kontrol edilmesi, olası mağduriyetlerin erkenden tespit edilmesini sağlıyor. Bordroda yer alan fazla mesai saatleri, ek ödemeler ve kesintilerin titizlikle gözden geçirilmesi, gelecekte yaşanabilecek mali kayıpların önüne geçiyor.

Eksik bildirim yapıldığını fark eden çalışanlar için yasal başvuru yolları açık tutuluyor. Tespit edilen usulsüzlükler karşısında vatandaşlar, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına bağlı ALO 170 iletişim hattı üzerinden bildirimde bulunabiliyor. Ayrıca Sosyal Güvenlik Kurumuna veya Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüklerine dilekçe ile başvurularak denetim talep edilmesi imkanı da mevcut bulunuyor. Yapılan denetimler sonucunda geçmişe dönük primlerin tamamlatılması sağlanabiliyor.

Çalışma hayatı boyunca Sosyal Güvenlik Kurumuna bildirilen prime esas kazançların ortalaması, emekli aylığı bağlama oranını doğrudan etkiliyor. Yüksek kazanç üzerinden uzun yıllar prim ödeyen bir sigortalının alacağı emekli maaşı, asgari seviyeden veya eksik bildirilen kazançlar üzerinden prim ödeyenlere kıyasla %50 ila %70 oranında daha yüksek seviyelerde gerçekleşebiliyor. Bu nedenle çalışma süresince elde edilen tüm yasal gelirlerin sisteme doğru işlenmesi büyük bir önem arz ediyor.

Uzmanlar, düşük gösterilen kazançların emeklilik sürecinde telafisi zor durumlara yol açtığı hususunda uyarılarda bulunuyor. Yıllarca yüksek tempoda çalışıp hak ettiği geliri elde eden ancak primi asgari ücretten yatırılan kişilerin emekli olduklarında ciddi bir gelir şoku yaşadığı gözlemleniyor. Bu tür olumsuzluklarla karşılaşmamak adına sigortalıların süreci yakından takip etmesi ve haklarını yasal yollarla araması tavsiye ediliyor.