Antalya ve ülke genelindeki kamu çalışanları ile dar ve orta gelirli aileler, sonbaharın gelişiyle birlikte artan mutfak harcamaları ve genel yaşam maliyetleri karşısında zor günler geçiriyor. Sendikalara bağlı bir araştırma biriminin yayımladığı son ekonomik veriler, hane halklarının geçim mücadelesini ve alım gücündeki erimeyi açıkça ortaya koydu.
Araştırma sonuçlarına göre, dört kişilik bir kamu görevlisi ailesinin yalnızca günlük gıda ihtiyacını karşılayabilmesi için en az 1.655 TL harcama yapması gerekiyor. Bu durum, aylık bazda hesaplandığında, hanelerin sadece mutfak masraflarını içeren açlık sınırının 49.655 TL'ye ulaştığını gösteriyor. Temel gıda maddelerindeki bu yükseliş, vatandaşları sofralarındaki porsiyonları küçültmeye itiyor.
Gıda harcamalarının yanı sıra barınma, ısınma, elektrik, su ve gaz gibi zorunlu ev giderleri de ekonomik tablonun ciddiyetini artırıyor. Giyim, eğitim, sağlık ve şehir içi ulaşım gibi kalemlere yansıyan zamlar, aile bütçelerinin esneklik kabiliyetini tamamen ortadan kaldırmış durumda. Eylül ayına ait ekonomik göstergeler, insani şartlarda bir yaşam sürdürebilmek için gerekli toplam tutarın 124.339 TL sınırına dayandığını ortaya koyuyor. Fiyat artışlarının hayatın her alanına yayılması, özellikle tek maaşla geçinmeye çalışan ailelerin üzerinde ağır bir yük oluşturuyor. Vatandaşlar, artan faturalar karşısında çareyi eğitim ve sağlık gibi kritik ihtiyaçlarından kısıntı yapmakta ve tasarruf tedbirlerini en üst seviyeye çıkarmakta buluyor.
Araştırma raporunda öne çıkan bir diğer önemli detay ise alt gelir grubunun yaşadığı alım gücü kaybı. 2026 yılında yürürlükte olan 28.075 TL tutarındaki asgari ücretin, temel gıda harcamalarını bile karşılamakta yetersiz kaldığı belirlendi. Mevcut gelir düzeyi, asgari ücretle çalışanların aile fertlerini yeterli ve dengeli besleyebilmesine dahi imkân tanımıyor. Sayısal verilere göre, asgari ücretle çalışan bir bireyin aylık kazancı, 49.655 TL olarak belirlenen temel beslenme masrafının yüzde 76,86 oranında gerisinde kalıyor. Bu tablo, milyonlarca işçinin sadece beslenme ihtiyacını karşılarken bile ciddi bir bütçe açığıyla mücadele ettiğini gösteriyor.
Özellikle büyükşehirlerdeki kontrolsüz kira artışları, devlet memurlarının yaşam standartlarını tehdit eden en büyük unsurların başında geliyor. İstanbul, Ankara ve İzmir gibi metropol kentlerde görev yapan kamu personelleri, aylık kazançlarının çok büyük bir bölümünü konut kiralarına ayırmak zorunda kalıyor. Saha tespitlerine göre memurlar, elde ettikleri gelirin yüzde 75 ila yüzde 80'ini sadece barınma ihtiyacı için ev sahiplerine ödüyor.
Çılgın seviyelere ulaşan kira bedelleri karşısında tek başına ev tutma imkânı kalmayan kamu çalışanları, çözümü giderleri paylaşmakta buluyor. Metropollerde görev yapan memurlar arasında üç ila beş kişinin aynı çat altında bir araya gelerek ortak ev kiralama yöntemi hızla yaygınlaşıyor. Geçmişteki öğrencilik yıllarını aratmayan bu toplu yaşam modeli, kamu görevlilerinin büyük kent merkezlerinde görevlerini sürdürebilmek adına başvurduğu zorunlu bir ayakta kalma stratejisine dönüşmüş durumda.