Son dönemlerde hem dünya genelinde hem de Türkiye’de ilgi odağı haline gelen kırıntı madenciliği, özellikle sosyal medyanın etkisiyle vatandaşlar arasında büyük bir merak uyandırdı. Hobi olarak bu işe girişen pek çok kişi, topladıkları ekipmanlarla dere kenarlarından ve çeşitli su kaynaklarından altın madeni arayışına girerek bulduklarını kuyumculara satma çabasına giriyor. Ancak bu akımın ekonomik bir kazanç kapısı olup olmadığına dair tartışmalar sürüyor.
Sosyal medyanın yaygınlaştırdığı "altın avcılığı" modasıyla birlikte, akarsu yataklarında tava ve eleklerle günlerce mesai harcayan bireyler, bu yolla önemli bir gelir elde etme hayali kuruyor. Ancak sahadaki gerçekler ve uzmanların uyarıları, bu hevesin sürdürülebilir bir geçim kaynağı olmaktan ziyade geçici bir akımdan ibaret olduğunu gözler önüne serdi.
Antalya Kuyumcular Odası Başkanı Halil Kayaer, konuya ilişkin değerlendirmesinde sosyal medyadaki paylaşımların gerçeği yansıtmadığına ve durumu orantısız bir şekilde abarttığına dikkat çekti. Kayaer, yaptığı açıklamada, “Vallahi bu haberlerin hepsi sosyal medyanın haberleri orantısız bir abartı bir şekilde yaptıkları haberlerdir. Yani insanları bu şekilde bir şeye yönlendiriyorlar. İnsanlar eninde sonunda hayal kırıklığıyla karşılaşıyorlar” ifadelerini kullandı.
Başkan Kayaer, dere yataklarında sürekli olarak altın bulma ihtimalinin çok düşük olduğunu vurguladı. “Çünkü orada denildiği gibi yani bir ilistirle gidip de bir dere ayağını tutup da akşama kadar 3 gram, 5 gram altın yani her Allah'ın günü bulma şansın yok zaten yani. Böyle olsa zaten herhalde herkes ilistirleri alan ırmaklara koşardı. Bu haberler biraz abartı haberler” şeklinde konuştu.
Kayaer, akarsularda düzenli olarak kıymetli maden bulmanın hayatın olağan akışına ve madencilik gerçeklerine aykırı olduğunu belirterek, “Yani çok nadiren denk gelmiştir bir defa, 2 defa, 3 yılda falan bir defa bir denk gelmiştir de ancak o şekilde olmuştur ama dedikleri gibi öyle her gün dereye gidiyorum, ben altın arıyorum, altın vuruyorum, 1 gram, 2 gram. Bunların hepsi çok abartılı haberler” sözleriyle açıklamalarını noktaladı. Bu uyarılar, sosyal medyanın yarattığı beklentilerin gerçeklerle örtüşmediğini bir kez daha ortaya koydu.