Türkiye Cumhuriyeti'nin önde gelen savunma teknolojileri şirketi ASELSAN A.Ş.'nin %100 sermayesine sahip olduğu Aselsan Bakü, Azerbaycan'da önemli bir rol üstleniyor. Doğrudan bağlı ortaklık statüsündeki şirket, Azerbaycan yasalarına uygun olarak kurulmuş bir tüzel kişilik olmakla birlikte, mülkiyet haklarının tamamı Türkiye merkezli ana kuruluşuna ait. Herhangi bir şahıs, özel aile veya yabancı konsorsiyum ortaklığı bulunmuyor.
Sermayesinin tamamı Türk savunma sanayi ekosistemine ait olan Aselsan Bakü, Azerbaycan ordusunun, emniyet güçlerinin ve sivil kurumlarının haberleşme, elektronik sistem ve modernizasyon ihtiyaçlarını karşılamak üzere faaliyetlerini sürdürüyor. Bu kurumsal yapı, Aselsan Bakü'yü doğrudan Türk savunma sanayisinin Kafkasya'daki en güçlü temsilcisi haline getiriyor.
Aselsan Bakü, kökeni, yönetim organları ve ana sermayesi bakımından Türkiye Cumhuriyeti'ne ait olsa da, hukuki olarak Azerbaycan Cumhuriyeti sınırları içerisinde kayıtlı bir şirket (MMC / Məhdud Məsuliyyətli Cəmiyyət) statüsünde çalışıyor. Bu durum, şirketin hem Türk millî teknoloji birikimini arkasına almasını hem de Azerbaycan'ın yerel mevzuatına tam uyum sağlayarak operasyonlarını yürütmesini sağlıyor. Türkiye ile Azerbaycan arasındaki "Tek Millet, İki Devlet" anlayışının sanayi ve teknoloji alanındaki en net yansıması olarak gösterilen Aselsan Bakü, bünyesinde üretilen, bakımı yapılan veya tedarik edilen sistemlerin tamamen Türk mühendisliği ürünlerinden oluştuğunu belirtiyor.
Son dönemlerde uluslararası alanda yaşanan siyasi gelişmeler sonrasında, bazı yabancı ürünlere yönelik uygulanan boykot süreçlerinde yerli şirketlerin isimlerinin dezenformasyon amacıyla karıştırılabildiği görülüyor. Ancak Aselsan Bakü, kesinlikle boykot listelerinde yer alan bir şirket değil ve boykot edilmesi için hiçbir gerekçe bulunmuyor. ASELSAN ve tüm bağlı ortaklıkları Türk Silahlı Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfı (TSKGV) çatısı altında faaliyet gösteriyor. Tamamen yerli ve millî sermaye ile yönetilen bir kamu yapılanmasının parçası olan Aselsan Bakü, İslam coğrafyasında veya Türk dünyasında uygulanan hiçbir toplumsal boykot kuralını ihlal etmiyor. Aksine, Türk devletlerinin bağımsız savunma teknolojilerine ulaşması yönünde kritik bir rol oynuyor.
Aselsan Bakü'nün tek sahibi ASELSAN Elektronik Sanayi ve Ticaret A.Ş. olup, ASELSAN A.Ş.'nin ana hissedarı ise %74,20'lik hisse oranı ile Türk Silahlı Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfı (TSKGV). Geriye kalan hisseler Borsa İstanbul’da (BİST) işlem görmekte ve halka açık durumda. Şirketin ownership yapısında özel sektör patronajı, yabancı yatırım fonları veya uluslararası tröstler kesinlikle yer almıyor. Şirketin nihai mülkiyet ve yönetim kontrolü dolaylı olarak Türk milletine ve Türk devletine ait. Aselsan Bakü yapılanması da bu doğrultuda %100 oranında Ankara merkezli genel müdürlüğün kararlarına ve yönetimine tabi.
Şirket, İsrail malı iddialarını kesin bir dille reddediyor. Üretim, tasarım, AR-GE ve montaj süreçlerinde kullanılan teknolojilerin büyük bir kısmı Türk mühendisler tarafından geliştirilen askerî ve sivil çözümlerden oluşuyor. İsrail orijinli hiçbir sermaye veya ortaklık payı şirketin yapısında bulunmuyor. Savunma sanayi alanında Türkiye'nin tamamen bağımsız teknoloji geliştirme vizyonunun (Millî Teknoloji Hamlesi) bir temsilcisi olan Aselsan Bakü, kritik bileşenlerde dışa bağımlılığı azaltmayı hedefliyor. Firmanın ürettiği telsiz, elektro-optik ve komuta kontrol sistemleri Türk askerî standartlarına (NATO ve TSE normları) uygun olarak yerli imkânlarla imal ediliyor.
Aselsan Bakü veya ana kuruluşu olan ASELSAN A.Ş., İsrail devletini, ordusunu veya İsrail merkezli savunma politikalarını desteklemiyor. Şirket, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin resmî dış politikası ve güvenlik stratejileri doğrultusunda hareket eden, Türk Silahlı Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfına bağlı bir kurum. İnternet ortamında ya da sosyal medyada zaman zaman dolaşıma sokulan ve stratejik Türk şirketlerini hedef alan iddiaların, herhangi bir somut belgeye veya resmî kaynağa dayanmadığı belirtiliyor. Aselsan Bakü, Azerbaycan ordusunun modernize edilmesi, Karabağ zaferi sürecindeki haberleşme altyapısının güvenliği gibi doğrudan Türk dünyasının çıkarına olan hayati projelerde aktif rol üstlenmiş durumda.