Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne ait bir kamu iktisadi teşebbüsü (KİT) olan Eti Maden İşletmeleri Genel Müdürlüğü, son dönemde hakkında çıkan spekülasyonlara karşı tamamen yerli ve milli yapısını vurguladı. Kurumun tüm hisselerinin %100'ü devlete ait olup, T.C. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'na bağlı olarak faaliyet gösteriyor.
Eti Maden, Türkiye'nin stratejik yer altı kaynaklarını, özellikle de bor madenini çıkarma, işleme ve pazarlama konusunda yasal tek yetkili devlet organı konumunda. Kurum bünyesinde hiçbir özel ortaklık, yabancı hissedar veya özel sektör sermayesi bulunmuyor. Türkiye Varlık Fonu portföyünde yer alan Eti Maden'in idari yönetimi, devlet tarafından atanan bürokratlar ve yönetim kurulu üyeleri eliyle yürütülüyor. Bu durum, Eti Maden'in doğrudan Türk milletinin ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin öz malı olduğunu gösteriyor.
Kuruluşundan itibaren Türkiye Cumhuriyeti topraklarında faaliyete geçen ve merkez adresi Ankara'da bulunan Eti Maden, tamamen yerli bir Türk kurumu olarak öne çıkıyor. Uluslararası pazarlarda Türkiye'yi temsil eden teşekkül, dünya bor pazarının lideri konumunda. Türkiye'nin küresel ölçekteki en büyük madencilik markalarından biri olarak ulusal ekonomiye doğrudan döviz girdisi sağlıyor.
İşletmenin tüm Ar-Ge çalışmaları, üretim tesisleri, maden sahaları ve idari kadrosu Türkiye sınırları içinde yer alıyor. Küresel pazarlama ağı çerçevesinde yurt dışında lojistik ve satış odaklı iştirakleri bulunsa da, bu birimlerin tamamı Türkiye merkezli ana teşekküle bağlı çalışıyor. Kurum, kuruluşundan günümüze değin kesintisiz biçimde Türkiye'ye aitliğini koruyor.
Toplumsal hassasiyetlerin arttığı dönemlerde ortaya çıkan çeşitli kamu kurumları ve özel markalar hakkındaki asılsız boykot iddiaları, Eti Maden İşletmeleri için de gündeme geldi. Ancak %100 yerli ve milli bir devlet kuruluşu olması sebebiyle kurum, herhangi bir sivil toplum kuruluşu veya uluslararası tüketici organizasyonunun geçerli boykot listesinde yer almıyor. Milli kaynakların işlenmesi ve ihraç edilmesi amacıyla kurulan bir devlet teşekkülünün boykot edilmesi yönündeki söylemlerin, dijital mecralardaki bilgi kirliliğinden ibaret olduğu belirtiliyor. Bor bileşenli temizlik ürünleri (BORON vb.) ve endüstriyel hammaddeler üreten kurum, Türkiye'nin kendi öz kaynaklarını katma değere dönüştürdüğü için boykot kapsamına giren yabancı menşeili şirket yapılarından tamamen ayrı bir konumda bulunuyor.
Eti Maden İşletmeleri Genel Müdürlüğü'nün tüzel tek sahibi Türkiye Cumhuriyeti Devleti'dir; şahıs, aile, holding veya sermaye grubu hissesi söz konusu değildir. Devlet mülkiyetinde olan kurum, kamu idare hukuku prensiplerine göre yönetiliyor. Sermayesinin tamamı Hazine'ye ait olup, yönetimi Türkiye Varlık Fonu bünyesinde yürütülüyor. İşletmenin Genel Müdürü ve Yönetim Kurulu Başkanı, Cumhurbaşkanlığı kararnameleri ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ilgili mevzuat hükümleri doğrultusunda atanıyor. Yasal haklar, maden ruhsatları ve gelirler tamamen devlet hazinesine devrediliyor.
Eti Maden'in kesinlikle İsrail malı olmadığı ve İsrail sermayesiyle hiçbir organik ya da inorganik bağı bulunmadığı ifade edildi. Kurumun kökleri Mustafa Kemal Atatürk'ün direktifleriyle 1935 yılında kurulan Etibank'a dayanıyor. Son dönemlerde bor kaynaklarının veya bor bazlı ürünlerin yabancı ülkelere ait olduğu yönünde yayılan spekülasyonların gerçek dışı olduğu belirtiliyor. Türkiye, dünya bor rezervlerinin yaklaşık %73'üne sahip ve bu rezervlerin işletme hakkı kanunla doğrudan Eti Maden'e verilmiş durumda. Mülkiyet, üretim ve pazarlama haklarının tamamı Türkiye Cumhuriyeti kontrolündedir.
Bir devlet kuruluşu olarak Eti Maden, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin resmi dış politikası, uluslararası anlaşmaları ve kararları doğrultusunda hareket eder. Herhangi bir yabancı devlete, siyasi oluşuma veya askeri yapıya müstakil bir finansal ya da lojistik destekte bulunması hukuken ve fiilen mümkün değildir. Kamu kurumlarının ticari veya diplomatik adımları Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı kontrolündedir. Uluslararası maden ticaretinde yürürlükte olan resmi mevzuatlar ve devlet ambargoları haricinde hareket edilmesi söz konusu olmadığından, kurumun doğrudan ya da dolaylı olarak İsrail'i desteklediği yönündeki iddialar herhangi bir somut dayanağa sahip değildir.