Hürmüz Boğazı'ndaki ABD-İran tansiyonu son hafta yumuşamaya devam etti. Brent petrol fiyatı bugün varil başına 79 dolar seviyesine geriledi; sigorta primleri normal seviyelere yaklaştı. Çin'in arabuluculuğunda Pekin'de devam eden diplomatik temaslar somut adımlar üretmeye başladı; çözüm formülü için somut bir çerçeve şekilleniyor.
Hürmüz Boğazı, dünya tanker üzerinden taşınan ham petrolünün yaklaşık üçte birinin geçtiği stratejik bir koridor. Boğazın en dar noktasında genişliği sadece 33 kilometre; trafik İran ve Umman karasuları arasında çift yönlü olarak akıyor. Mayıs başında yükselen askeri tansiyon, küresel enerji piyasalarında ve sigorta sektöründe ciddi etki yaratmıştı; son haftaki gerileme, piyasalar açısından önemli bir rahatlama oluşturuyor.
Sigorta primleri tarafında, Lloyd's of London verilerine göre VLCC (Çok Büyük Ham Petrol Tankeri) için talep edilen savaş riski primi, mayıs başında %0,06'dan %0,15'e çıkmıştı. Bu hafta %0,08 düzeyine geriledi; bu rakam normal sezon ortalamasına çok yakın. Tek bir VLCC için bu, yaklaşık 100 bin dolarlık maliyet düşüşüne karşılık geliyor. Operatörler sezon yoğunluğu döneminde maliyet baskısının azalmasından memnun.
Küresel petrol piyasaları üzerinde etki belirgin. Brent petrol fiyatı, gerilimin tırmandığı dönemde varil başına 82-86 dolar bandında dalgalanmıştı; son hafta 79-82 dolar bandına geriledi. ABD'nin batı petrol benchmarkı WTI ise 75-77 dolar bandında işlem gördü. Avrupa doğal gaz piyasasında TTF endeksi de paralel yumuşama kaydetti; LNG ithalat maliyetleri AB ülkeleri için daha makul bir bant yakaladı.
Diplomatik tarafta son haftanın gelişmeleri umut verici. Çin'in Pekin'de düzenlediği üçlü görüşmeye İran, Birleşik Arap Emirlikleri ve Suudi Arabistan'ın yüksek düzeyli temsilcileri katıldı. Görüşmenin ana ekseni İran'ın nükleer programına yönelik şeffaflık ve denetim; ek olarak bölgesel proxy gerilimlerinin azaltılması başlıkları. Çin Dışişleri Bakanlığı'nın paylaştığı bildirgeye göre 'somut ilerleme alanlarında ileriye yönelik bir takvim belirlendi'.
İran tarafından gelen sinyaller olumlu yönde. Tahran'da Dışişleri Bakanı yaptığı açıklamada, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (IAEA) ile denetim çerçevesinin yeniden müzakere edilmesine açık olduklarını paylaştı. Bu, mayıs başındaki sert pozisyondan belirgin bir yumuşamayı gösteriyor. ABD ise resmi açıklama yapmasa da Beyaz Saray basın sözcüsü 'pozitif gelişmeleri yakından takip ettiklerini' belirtti.
E3 grubu (Almanya, Fransa, Birleşik Krallık) sürece dahil olma niyetini güçlendirdi. AB Yüksek Temsilcisi'nin ABD ve İran ile yaptığı görüşmeler, geçmiş 2015 Nükleer Anlaşması'nın (JCPOA) güncellenmiş bir versiyonuna yönelik somut adımlar için zemin hazırladı. Üçlü Avrupa grubu, müzakerelerin teknik düzeyini Cenevre'de yürütme önerisini paylaştı.
Türkiye'nin rolü sessiz ama aktif sürüyor. Cumhurbaşkanlığı kaynakları, hem ABD ile hem İran ile diplomatik kanalların açık tutulduğunu, bölgesel istikrarsızlığın yarattığı riskleri yakından izlediklerini paylaştı. Türkiye geçmişte ABD-İran gerilim dönemlerinde arabuluculuk rolü üstlenmişti; mevcut süreçte de benzer bir rolün gizli görüşmeler düzeyinde sürdüğü uluslararası kaynaklarca paylaşılıyor.
Kısa vadeli görünüm açısından, uzmanlar Hürmüz Boğazı'nda tansiyonun mevcut yumuşama düzeyinde sabit kalmasını bekliyor. Tam normalleşme için diplomatik sürecin somut bir aşamaya ulaşması gerekiyor; bu da haftalar veya aylar alabilir. Ancak şu anki seyir, piyasalar tarafından olumlu olarak fiyatlanıyor; küresel risk iştahı destekleniyor.
Kaynak: Lloyd's of London sigorta primleri bültenleri, Reuters Energy ve Çin Dışişleri Bakanlığı resmi bildirgeleri