Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) Kamu Forumu kapsamında yapılan değerlendirmelerde, Hürmüz Boğazı'nda yaşanan ticaret aksaklıklarının sadece enerji sektörünü değil, çok daha geniş bir alanı etkilediği ortaya konuldu.
DTÖ yetkilisi Coke-Hamilton'ın Anadolu Ajansı muhabirine verdiği bilgilere göre, bu yılın ikinci çeyreğinde Hürmüz Boğazı'ndaki kesintilerden etkilenen ekonomilerden yapılan ham petrol ithalatı geçen yıla göre yüzde 51, sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) ve metanol ithalatı ise yüzde 90 oranında düştü. Bu durum, enerji ve taşımacılık maliyetlerini önemli ölçüde artırarak, özellikle küresel tedarik zincirlerine karşı en savunmasız kesim olan gelişmekte olan ülkelerdeki küçük işletmeler üzerindeki baskıyı yoğunlaştırdı.
Kesintinin etkileri enerjiyle sınırlı kalmadı. Bölgeden yapılan üre, amonyak ve kükürt ithalatı da aynı dönemde yıllık bazda yüzde 80'in üzerinde geriledi. Bu ürünler, dünya genelinde gübre üretimi için vazgeçilmez kritik girdiler olduğundan, bu düşüş doğrudan gıda üretimini olumsuz etkileme potansiyeli taşıyor.
Coke-Hamilton, ticaret aksaklığının sonuçlarının Körfez bölgesinin çok ötesinde hissedildiğini vurguladı. Son yıllarda en az gelişmiş ülkelerin amonyak ithalatının yüzde 61'ini ve kükürt ithalatının yüzde 68'ini Hürmüz Boğazı'na bağımlı ekonomilerden gerçekleştirdiği belirtildi. Tedarik zincirleri kesintiye uğradığında bu ülkeler ve küçük işletmeler, artan maliyetler, sınırlı alternatifler ve gıda üretimine yönelik artan risklerle karşı karşıya kalıyor.
Bangladeş ve Pakistan gibi Güney Asya ekonomilerinin yanı sıra Kongo Demokratik Cumhuriyeti, Kenya, Mozambik ve Güney Afrika Cumhuriyeti gibi Afrika ülkeleri de dahil olmak üzere birçok gelişmekte olan ülke, bölgeden yapılan gübre ithalatına büyük ölçüde bağımlı durumda. Sınırlı arz ve lojistik şoku nedeniyle üre ithalat fiyatında yüzde 70, amonyakta yüzde 82 ve kükürtte yüzde 151'e varan artışlar yaşandı. Bu maliyetler devam ederse, özellikle daha küçük ve ithalata bağımlı ekonomilerdeki çiftçilerin ihtiyaç duydukları girdilere erişmekte zorlanabileceği uyarısı yapıldı.
Ancak tedarik zincirindeki aksaklıklar karşısında bazı Afrikalı üretici ülkeler devreye girerek açığın bir kısmını kapatma çabası gösterdi. Mısır'ın Hindistan'a üre ihracatını neredeyse iki katına çıkardığı, Nijerya'nın ise ihracatını yüzde 81 artırdığı örnekler arasında yer aldı. Hürmüz Boğazı'na bağımlı ekonomilerden yapılan üre ithalatındaki yüzde 85'lik düşüşe rağmen, alternatif kaynaklardan gelen arzın yüzde 26 artması sayesinde ürede toplam ithalat hacmi sadece yüzde 6 oranında azaldı. Bu durum, ticaret kesintileri karşısında tedarikçi ilişkilerinin değiştiğini ve bazı Afrikalı ihracatçılar için fırsatlar yarattığını gösterdi. Ancak bu çeşitlendirme ve güzergah değişikliklerinin kendi maliyetleriyle geldiği de belirtildi.
Artan maliyetlerin, özellikle daha savunmasız ülkelerin borç, ekonomik büyüme ve diğer göstergelerini doğrudan etkilediği kaydedildi. Öte yandan, güzergah değişikliklerinin kalıcı olmayabileceği de vurgulandı. Coke-Hamilton, mevcut aksaklık öncesinde Hürmüz Boğazı'nın temel malların nakliyesine ne kadar kolaylık sağladığı düşünüldüğünde, Hürmüz rotasına geri dönmenin kolay olacağını belirtti. Asıl sorunun, Mısır ve Nijerya gibi ülkelerin üretimlerini sürdürüp sürdüremeyeceği olduğu ve bu çıkmazın ne kadar süreceğine bağlı olarak çeşitlendirmenin nasıl gerçekleşeceğinin görüleceği ifade edildi.