Avrupa Çevre Ajansı'nın (EEA) yayımladığı yeni iklim raporu, Akdeniz havzasında kuraklık trendinin yoğunlaştığını ortaya koydu. Rapor; Türkiye, İspanya ve İtalya başta olmak üzere Akdeniz çevresindeki ülkelerin su yönetim stratejilerini acilen güncellemesi gerektiğini vurguladı. Tarım sektörü, kuraklık etkilerinden en çok etkilenen alan olarak öne çıkıyor.

Raporun verilerine göre son 20 yıllık dönemde Akdeniz havzasında ortalama yağış miktarı %12 oranında düştü; bu rakam, küresel ortalama değişimden belirgin biçimde daha hızlı bir azalmaya karşılık geliyor. Aynı dönemde havza genelindeki ortalama sıcaklık 1,8 derece arttı; küresel ortalama 1,2 derece civarında. Bu iki etkenin birleşimi (azalan yağış + artan sıcaklık + buharlaşma artışı), Akdeniz havzasını dünyanın iklim değişikliğine en duyarlı bölgelerinden biri olarak konumlandırıyor.

Türkiye'nin durumu raporda özel bir bölümle ele alındı. Türkiye'nin Akdeniz, Ege ve İç Anadolu bölgeleri, kuraklık riskinin en yüksek olduğu kuşaklar olarak belirlendi. Antalya, Muğla, İzmir, Aydın, Burdur ve Konya gibi iller bu kuşağın merkezinde yer alıyor. Türkiye'nin son üç yıllık ortalama yağışı, normalin %18 altında gerçekleşti; bu durum baraj seviyelerine ve tarım üretimine doğrudan yansıdı.

Antalya'da Devlet Su İşleri (DSİ) ve Antalya Büyükşehir Belediyesi Su ve Atıksu İdaresi (ASAT) verileri, kentin barajlarındaki su seviyelerinin son üç yıllık ortalamanın altında seyrettiğini gösteriyor. Manavgat Çayı, Aksu Çayı ve Düden Çayı havzalarındaki akış miktarı, mevsim normalinin %20-25 altında. Bu durum hem tarım sulaması hem kentsel su tedarikinde yönetim çalışmalarını gerektiriyor. ASAT, son ay içinde Antalya'nın su tasarrufu kampanyasını genişletti; vatandaşlara yönelik sosyal medya bilgilendirmeleri ve okul ziyaretleri sürdürülüyor.

Tarım sektörü tarafında, raporun değerlendirmesi belirgin: Akdeniz havzasındaki tarım üretimi 2030'a kadar mevcut yöntemlerle sürdürülürse %15-25 oranında verim kaybı yaşayabilir. Antalya'nın örtü altı tarım üretimi (domates, biber, salatalık ve çilek başta olmak üzere) bu trendden doğrudan etkilenebilir. Demre, Kumluca, Finike ve Kaş gibi örtü altı tarım yoğun ilçelerde sera modernizasyon programları, su tasarrufu ve enerji verimliliğini hedefliyor.

Demre'de yakın zamanda başlatılan 800 milyon liralık sera modernizasyon programı bu çerçevenin somut bir örneği. Program; jeotermal ısıtma, akıllı sulama (damla sulama, sensörlü toprak nem ölçümü) ve dijital izleme sistemlerinin kurulumunu destekliyor. Bu sistemler, su kullanımını %35-40 oranında düşürürken üretim verimini %15-20 artırabiliyor.

Kentsel su yönetiminde ise alternatif su kaynaklarının kullanımı öne çıkıyor. Atık su geri kazanım, deniz suyu tatlılaştırma ve yağmur suyu hasat sistemleri Akdeniz havzasındaki ülkelerin ortak gündeminde. İspanya, son üç yılda atık su geri kazanımı kapasitesini iki katına çıkararak küresel bir referans haline geldi. Türkiye'de de benzer projelerin pilot uygulamaları sürüyor; Antalya'da Kepez Belediyesi'nin yeni park projelerinde yağmur suyu hasat sistemlerinin entegre edilmesi bu yaklaşımın somut bir örneği.

AB Çerçeve Programı kapsamında, üye ülkeler ve aday ülkeler için iklim adaptasyon yatırımları için özel bir 'Su Akıllı Yatırım Fonu' kuruldu. Toplam bütçesi 45 milyar avro olan fon; barajlar, su altyapısı, tarım sulaması ve atık su yönetimi gibi alanlarda yatırımları destekliyor. Türkiye, AB IPA programı çerçevesinde bu fondan yararlanan ülkeler arasında yer alıyor.

Kaynak: Avrupa Çevre Ajansı (EEA) Akdeniz Havzası Kuraklık Raporu 2026 — eea.europa.eu