Uluslararası Para Fonu (IMF) Türkiye Heyeti, 26 Mayıs Salı günü yıllık IV. Madde Değerlendirme Raporu'nu yayımladı. Rapor, IMF'nin Türkiye ekonomisi için makroekonomik öngörülerini, politika önerilerini ve risk değerlendirmesini içeriyor. Heyetin başkanlığında bu yıl Avrupa Departmanı Direktör Yardımcısı yer aldı.
Raporun en dikkat çeken öngörüsü, Türkiye'nin 2026 yılı reel GSYH büyüme tahmininin %3,8 olarak güncellenmesi. Bu rakam, IMF'nin nisan ayındaki %3,5 tahmininin 0,3 puan üzerinde. Tahmin güncellemesinin gerekçesi olarak, 2026'nın ilk çeyreğinde gerçekleşen %4,2'lik güçlü büyüme performansı ve özel tüketimin canlı kalması gösterildi.
Enflasyon tarafında IMF, 2026 yıl sonu için yıllık enflasyon tahminini %28,5 olarak belirledi. Bu rakam, TCMB'nin yıl sonu projeksiyonu olan %28-32 bandı ile uyumlu. IMF, Türkiye Hazinesi ve TCMB tarafından uygulanan dezenflasyon politikalarının 'kararlı' biçimde sürdürüldüğünü ve mevcut yolun sonunda enflasyonun %20'nin altına çekilmesinin mümkün olduğunu vurguladı.
Mali politika tarafında IMF, mali disiplinin sürdürülmesinin enflasyon politikası ile koordineli yürütüldüğünü değerlendirdi. 2026 yılı mali açık tahmininin GSYH'nin %3,5'i düzeyinde gerçekleşmesi öngörülüyor. Geçen yılın %3,2 değerinin az üzerinde; ancak yapısal mali sürdürülebilirlik bakımından sınırlar içinde değerlendirildi. Kamu borç stoku/GSYH oranı %34,8 düzeyinde sağlıklı tutuluyor.
Dış denge tarafında cari işlemler açığı 2026 için 22 milyar dolar düzeyinde öngörülüyor. Bu rakam, GSYH'nin yaklaşık %1,5'i düzeyinde; AB üyeleri arasında nispeten sağlıklı bir konumda. Turizm gelirlerinin güçlü kalması, ihracat tarafında otomotiv ve elektronik sektörlerinde büyüme, açığın hafiflemesine katkı sağlıyor.
Politika önerileri tarafında IMF, üç ana eksen üzerinde değerlendirmeler sundu. Birincisi, para politikası sıkı duruşunun reel faiz pozitif tutularak sürdürülmesi. İkincisi, mali politika tarafında verimsiz harcamaların azaltılması ve teşvik sistemlerinin sürdürülebilirlik testi. Üçüncüsü, yapısal reformlar — özellikle iş gücü piyasası, yargı sistemi ve yatırım iklimi tarafında.
İş gücü piyasası açısından IMF, kadın istihdamının artırılması, genç işsizliğinin azaltılması ve eğitim-iş piyasası uyumunun güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Kadın istihdam oranı %38,2 düzeyinde, AB ortalamasının (%67) çok altında. Bu farkın kapatılması, ekonominin orta vadeli potansiyel büyüme hızını yıllık 0,5-0,8 puan artırabilir.
Riskler tarafında IMF, üç ana risk faktörü öne çıkardı. Birincisi, küresel jeopolitik gerginlikler — Orta Doğu, Rusya-Ukrayna ve Çin-Tayvan eksenleri. İkincisi, küresel enerji fiyatlarının yukarı yönlü hareketi. Üçüncüsü, küresel finansal koşulların sıkılaşması durumunda gelişen ülkelerden sermaye çıkışı baskısı. Türkiye, üç risk faktörüne karşı orta düzeyde kırılgan olarak değerlendirildi.
IMF Türkiye Heyeti'nin sonraki ziyareti kasım ayında yapılacak; bu ziyarette ara değerlendirme raporu hazırlanacak. Rapor metni, IMF resmi web sitesi üzerinden Türkçe ve İngilizce versiyonları ile birlikte erişilebilir durumda.
--- **Kaynak:** [TCMB](https://www.tcmb.gov.tr/)