Sosyal güvenlik sisteminde uzun süredir gündemde olan kademeli emeklilik konusu, özellikle 1999 yılından sonra sigorta girişi yapan çalışanların mağduriyetini gidermeye yönelik beklentileri artırıyor. Sosyal güvenlik uzmanları, iktidarın bu konuda adım atabileceğini ve 2027 yılının ikinci yarısından itibaren meselenin daha güçlü bir şekilde ele alınacağını belirtiyor.
Analistler, geçmişteki EYT düzenlemesi sonrasında ortaya çıkan tabloya benzer bir sürecin yaşandığını ve hak arayışındaki vatandaşların örgütlü hareket etmesinin önemini vurguluyor. Kamuoyu baskısı ve yaklaşan genel seçim sürecinin, karar alınmasında belirleyici rol oynayacağı düşünülüyor. Uzmanlar, 2027 yılının son çeyreği veya 2028 yılının ilk ayları gibi bir zaman diliminde yeni bir yasal düzenlemenin yürürlüğe girmesinin olası olduğunu ifade ediyor.
Mevcut mevzuat, 8 Eylül 1999 ile 9 Eylül 1999 tarihleri arasında sigortalı işe başlayanlar arasında büyük bir hak farkı yaratıyor. Sadece bir günlük farkla sistemin dışında kalan çalışanlar, kadınlarda 17 yıl, erkeklerde ise 20 yıl fazladan çalışmak durumunda kalıyor. Bu durum, aynı yaş ve prim gününe sahip bireyler arasında ciddi bir adaletsizlik algısı oluştururken, çalışma hayatındaki barışı da etkiliyor. Sosyal güvenlik uzmanları, tek bir gün sebebiyle yaklaşık 20 yıla varan bekleme sürelerinin sürdürülemez olduğunu ve bu farkın esnetilmesi gerektiğini savunuyor.
Kısa vadeli bütçe planlamalarında kademeli emekliliğin aniden yasalaşması zor görünse de konunun iktidarın gündeminden düşmediği belirtiliyor. Erken emeklilik ve adil yaş şartı, çalışan kesimin en büyük beklentilerinden biri olarak bakanlık bürokratları tarafından da takip ediliyor. Dernekler ve sivil toplum kuruluşları öncülüğünde sürdürülen görüşmeler, bir günlük farkla yıllarını kaybeden vatandaşların sesini Ankara’ya duyurmada önemli bir rol oynuyor. Bu temasların olumlu sonuç vermesiyle sistemin aşamalı olarak esnetilmesi kaçınılmaz hale gelebilir.
Emeklilikte Adalet Derneği tarafından Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı düzeyinde gerçekleştirilen görüşmeler, sürecin resmi boyutunu gözler önüne seriyor. Bakanlık yetkililerinin konunun detaylarına hakim olduğu ve mağduriyetin boyutlarını yakından takip ettiği aktarılıyor. Yapılan müzakerelerde masaya herhangi bir bütçe imkansızlığı veya mali kısıtlama gerekçesi getirilmediği belirtiliyor. Kademeli emeklilik dosyasına ilişkin hazırlanan raporların doğrudan devletin zirvesine sunulduğu ve son kararın siyasi irade tarafından verileceği ifade ediliyor.
Yaklaşık 4,5 milyon çalışanı doğrudan ilgilendiren bu dosya, sosyal güvenlik sisteminin geleceği açısından büyük önem taşıyor. Dernek yöneticileri ve uzmanlar, bürokrasinin hazırlıklarını tamamladığını ve takvimin işletilmesi için uygun siyasi dönemin beklendiğini bildiriyor. Uzmanlar ve sivil toplum temsilcileri, yasal düzenlemenin hayata geçeceği tarih olarak 2027 yılının sonunu işaret ediyor. Bu tarihe kadar kamuoyu baskısının ve hukuki mücadelenin kesintisiz şekilde sürdürüleceği tahmin ediliyor.
Kamuoyuna sızan ve uzmanlar tarafından değerlendirilen muhtemel taslaklara göre, kademeli emeklilik sisteminde uygulanacak yaş ve prim tablosu şekillenmeye başladı. Senaryolara göre, 9 Eylül 1999 ile 2000 yılı arasında ilk kez sigortalı olan kadınların 43 yaşında, erkeklerin ise 45 yaşında emekli olabilmesi planlanıyor. Bu yaş grupları için aranan hizmet şartı ise 6.400 prim günü olarak belirlendi. Sigorta başlangıcı 2001 yılına sarkan vatandaşlarda ise sınır birer yaş artarak kadınlarda 44, erkeklerde 46 yaşa yükselmekte, prim şartı ise 6.475 güne çıkmaktadır.
Takip eden her bir çalışma yılı için sistem kademeli olarak sertleşen bir grafik çiziyor. İşe giriş tarihi ilerledikçe yaş şartı her yıl için 1 yaş, prim gün şartı ise 75 gün artırılarak hesaplanıyor. Bu dereceli sistemin son basamağında ise 2008 yılında çalışma hayatına adım atan bireyler yer alıyor. Hesaplamalara göre 2008 girişli kadın çalışanların 51 yaşında, erkek çalışanların ise 53 yaşında ve toplamda 7.000 prim gününü tamamlamaları halinde emeklilik hakkına kavuşması hedefleniyor.