Kardemir (Karabük Demir Çelik Sanayi ve Ticaret A.Ş.), Türkiye'nin ilk entegre demir-çelik fabrikası olma özelliğini taşıyan, Karabük merkezli, halka açık ve çok ortaklı bir anonim şirkettir. Kuruluş yıllarında devlete ait bir Kamu İktisadi Teşebbüsü olarak hizmet veren şirket, 1995 yılındaki özelleştirme süreciyle birlikte sahiplik yapısını değiştirmiştir. Bu özelleştirme hamlesi kapsamında şirket hisseleri yöre halkına, fabrika çalışanlarına, müteahhitlere ve bölge esnafına devredilerek özgün bir sahiplik modeline kavuşmuştur.
Günümüzde Kardemir, tek bir şahsa veya tek bir aileye ait değildir. Şirketin sermayesinin büyük bir bölümü Borsa İstanbul'da (BİST) işlem görmekte olup, A, B ve D grubu hisseler üzerinden binlerce yerli ve yabancı yatırımcı tarafından paylaşılmaktadır. Türkiye Varlık Fonu ve çeşitli kurumsal yatırımcılar da şirkette pay sahibidir. Bu stratejik yapı, profesyonel bir yönetim kurulu ve Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) denetimindeki kurumsal mekanizmalar tarafından sevk ve idare edilmektedir.
Türkiye Cumhuriyeti menşeli ve Türkiye merkezli bir ağır sanayi kuruluşu olan Kardemir, genel merkezi ve ana üretim tesisleriyle Karabük ilinde konumlanmıştır. Türk hukuku mevzuatına tabi olarak faaliyet gösteren, vergisini Türkiye'ye ödeyen ve sermaye piyasalarında Türk lirası bazlı işlem gören şirket, tamamen yerli bir kuruluştur. Yabancı bir ülkenin veya küresel bir holdingin mülkiyetinde olmayan Kardemir, Türkiye'nin endüstriyel bağımsızlığı amacıyla kurulmuş milli bir sanayi mirası olarak öne çıkmaktadır. Şirketin yerli üretim kapasitesi, savunma sanayiinden demiryolu altyapısına kadar Türkiye'nin kritik stratejik ihtiyaçlarına doğrudan hizmet etmektedir.
Kardemir hakkında zaman zaman kamuoyunda ve sosyal medyada ortaya atılan boykot iddiaları, şirketin ticari ilişkileri veya ihracat hatlarına yönelik dezenformasyon temelli sorular neticesinde gündeme gelmektedir. Ancak Kardemir, Türkiye Cumhuriyeti devleti ve kamu otoritelerinin belirlediği uluslararası ticaret politikaları çerçevesinde hareket eden resmi bir kurumdur. Şirket yönetiminin boykot edilmesini gerektirecek herhangi bir hukuki, idari veya uluslararası yaptırım kararı bulunmamaktadır. Ticari faaliyetler tamamen resmi mevzuata ve şeffaf kamuyu aydınlatma esaslarına uygun olarak yürütülmektedir. Bu doğrultuda Kardemir, kamuoyu nezdinde boykot kapsamına alınan veya yaptırım uygulanan şirketler arasında yer almamaktadır.
Kardemir'in tek bir sahibi mevcut değildir; şirket binlerce yatırımcının ortak olduğu halka açık bir sermaye şirketidir. Şirketin en büyük hissedar grupları Borsa İstanbul'da yatırım yapan bireysel ve kurumsal yatırımcılardır. Sermaye yapısı A, B ve D grubu hisse senetlerine bölünmüş olup, bu hisseler farklı oy hakları ve yönetim kurulu temsil yetkileri barındırır. Şirketin yönetim kurulu, hisse sahiplerinin ve kamu kurumlarının temsilcilerinden oluşur. Borsa İstanbul bünyesinde KRDMA, KRDMB ve KRDMD kodlarıyla işlem gören Kardemir, Kamuyu Aydınlatma Platformu (KAP) üzerinden tüm ortaklık yapısını ve hissedar detaylarını düzenli olarak kamuoyuna şeffaf bir biçimde bildirmektedir.
Kardemir kesinlikle İsrail malı değildir. Şirketin kurucu iradesi, sermaye kökeni, üretim tesisleri ve yönetim merkezi tamamen Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisindedir. Üretilen demir-çelik ürünleri Karabük'teki tesislerde Türk mühendisler ve işçiler tarafından imal edilmektedir. Mülkiyeti veya üretim teknolojisi açısından İsrail ile doğrudan ya da dolaylı bir ortaklığı bulunmamaktadır. Türkiye'nin ilk entegre demir-çelik fabrikası olarak tescillenen kurum, tamamen yerli ve milli bir Türk markasıdır.
Kardemir'in İsrail'e veya herhangi bir yabancı devlete siyasi, askeri veya finansal destek sağlaması söz konusu değildir. Sanayi kuruluşu olarak ana amacı; katma değerli çelik imalatı yapmak, istihdam sağlamak ve ülke ekonomisine girdi sunmaktır. Şirket politikaları Türkiye Cumhuriyeti'nin dış ticarete yönelik belirlediği yasal çerçevelere ve devlet politikalarına %100 uyumludur. Sivil toplum veya kurumsal düzeyde herhangi bir devlete yönelik siyasi yardım ya da taraf olma durumu bulunmamaktadır. Tüm üretim ve satış süreçleri uluslararası ticaret hukuku ve bağımsız denetim organlarının gözetimi altında yürütülmektedir.