Türkiye genelinde finansal araçları aktif olarak kullanan çok sayıda vatandaşı doğrudan etkileyen yeni bir maliyet artışı dalgası, finans kulislerinde geniş yankı buldu. Bankacılık sektörünün sunduğu bireysel kart ürünlerinde uygulanan yıllık kullanım bedelleri, son dönemde yapılan güncellemelerle birlikte 5.000 TL sınırına kadar yükseldi. Finansal kurumların sunduğu hizmet kalemi maliyetlerindeki bu yükseliş trendi, kart sahiplerinin bütçelerinde ciddi bir açık oluşturmaya başladı.

Özellikle son aylarda kredi kartı aidatlarına yansıtılan zam oranlarının %70 seviyesine kadar ulaşması, bireysel tüketicilerin tepkisini çekmeye devam ediyor. Yıllık kart bedellerinin binlerce lirayı bulması sebebiyle müşteri hizmetlerine yapılan itiraz başvurularında büyük bir yoğunluk yaşanıyor. Finansal tüketiciler, ellerindeki kartların maliyet yükünü hafifletmek adına alternatif yollar ararken, sektördeki fiyat politikaları tartışmaların merkezine yerleşti.

Bu maliyet artışları, siyasilerin ve tüketici hakları savunucularının da gündemine girerek meclis düzeyinde değerlendirilmeye başlandı. Yeni Parti Kocaeli Milletvekili Mühip Kanko, kart aidatlarına yönelik şikayetlerin son zamanlarda katlanarak arttığına dikkat çekti. Bankaların, yıllık aidatların iadesini talep eden müşterilerine keskin şartlar sunduğunu belirten Kanko, bazı kurumların aidat iptali için 108.000 TL tutarında harcama taahhüdü istediğini vurguladı.

Uzun süredir işlem yapılmayan ve kenarda bekletilen pasif kartlara bile yıllık kullanım ücreti yansıtıldığı dile getiriliyor. Tüketicilerin mağduriyet yaşamaması adına bankaların yasal olarak aidatsız kart alternatifini müşterilerine sunması gerektiği ifade ediliyor. Ancak uygulamada pek çok kullanıcının bu seçeneğe erişmekte zorlandığı ve yüksek aidat ödemeleriyle karşı karşıya kaldığı belirtildi.

Kart aidatlarına yapılan bu yüksek oranlı zamlar, hanehalkının halihazırda taşıdığı ağır borç yükünün üzerine yeni bir külfet ekliyor. Bankacılık verilerine göre, bireysel kredi kartı borçlarının toplam hacmi 3,3 trilyon TL seviyesini geride bırakmış durumda. Bu devasa borç tutarının 2 trilyon TL'den fazlasının doğrudan taksitsiz harcamalardan kaynaklanması ise dikkat çekici bir tablo ortaya koyuyor.

Finansal piyasalarda yaşanan sıkılaşma adımları ve artan maliyetler doğrultusunda bankacılık sektöründe yasal takibe aktarılan toplam borç miktarı 839 milyar TL sınırına yaklaştı. Tüketicilerin temel ihtiyaçlarını karşılamak adına kredi kartlarına daha sık başvurması, kart aidatı gibi ek maliyetlerin yarattığı olumsuz etkiyi iki katına çıkarıyor.

Bireysel krediler ve kredi kartları tarafında ödeme güçlüğü çekilen ve tasfiye olunacak alacaklar sınıfına aktarılan tutarlarda çok hızlı bir yükseliş grafiği izleniyor. 21 Ağustos itibarıyla açıklanan verilere göre, takibe giren alacak tutarı geçen yılın aynı dönemine kıyasla %80 oranında artış göstererek 353 milyar TL seviyesine ulaştı. Söz konusu 353 milyar TL'lik batık kredi hacminin 187,4 milyar TL gibi büyük bir bölümünü doğrudan bireysel kredi kartı borçları oluşturuyor. Katlanan kart aidatları, yüksek faiz oranları ve yaşam maliyetlerindeki artış bir araya geldiğinde vatandaşların bankacılık ürünlerindeki maliyet yükü sürdürülebilir olmaktan uzaklaşıyor. Bu durum, önümüzdeki günlerde finansal tüketici hakları ve kart ücretleri konusunun daha sert tartışılacağını gösteriyor.