Türkiye genelinde milyonlarca vatandaşı doğrudan ilgilendiren yeni yıl maaş artışları konusunda belirsizlikler azalmaya başlıyor. Sosyal Sigortalar Kurumu (SSK) ve Bağ-Kur bünyesinden aylık alan vatandaşların merakla beklediği zam oranlarına dair en net sinyaller, ekonomi yönetiminin sunduğu verilerden geldi. Merkez Bankası tarafından her ay düzenlenen ve piyasa uzmanlarının katılımıyla şekillenen beklenti araştırması, yılın tamamlanmasına kısa bir süre kala yeni dönemin finansal haritasını belirginleştirdi. Yılın ikinci yarısına ait ilk veriler ve son üç aylık döneme yönelik fiyat artış tahminleri bir araya getirildiğinde, hak sahiplerinin gelirlerinde yaşanacak değişimler büyük ölçüde netlik kazandı.

Finansal piyasaların aktörleri ile reel sektör temsilcilerinin katkılarıyla hazırlanan bu raporlar, yıl sonu tüketici fiyat endeksinin seyredeceği seviyeyi ortaya koyuyor. İlgili dönemdeki fiyat hareketleri göz önüne alındığında, yıl başında uygulanacak zam oranının yüzde 11,11 seviyelerinde gerçekleşme ihtimali güçlendi. Mevcut dönemde 23 bin 552 TL olarak ödenen taban aylık miktarının, bu tahminlerin gerçekleşmesi durumunda 2 bin 616 TL tutarında bir yükseliş kaydetmesi bekleniyor. Hesaplanan bu farkın ardından en düşük emekli gelirinin 26 bin 168 TL seviyesine ulaşacağı öngörülürken, kesin rakamların açıklanması için Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından duyurulacak olan yılın son enflasyon verisi bekleniyor.

TÜİK, temmuz, ağustos ve eylül aylarını kapsayan üç aylık dönemde toplam fiyat artışının yüzde 5,56 olarak gerçekleştiğini kamuoyuna duyurdu. Açıklanan bu oran, yılın ikinci yarısı için emeklilerin cebine girmesi kesinleşen ilk hakkı oluşturuyor. İlgili mevzuat gereğince SSK ve Bağ-Kur statüsündeki vatandaşların alacağı zam miktarı, doğrudan altı aylık dönemde gerçekleşen tüketici fiyat artışlarına endekslenmiş durumda. Dolayısıyla temmuz ayından itibaren geçen sürede biriken yüzde 5,56 oranındaki artış, Ocak ayı zam tablosunun ilk ve en sağlam basamağını teşkil ediyor.

Yılın geride kalan son çeyreğinde açıklanacak ekim, kasım ve aralık aylarına ait endeks verileri, hak sahiplerinin alacağı nihai farkı doğrudan belirleyecek. Ekonomi yönetiminin ve analistlerin değerlendirmelerine göre, önümüzdeki üç aylık süreçte yaşanacak değişimler garanti altına alınan bu ilk oranın üzerine ilave edilecek. Böylece 2027 yılının başında yürürlüğe girecek olan kesin maaş artış oranı ortaya çıkarılacak. Vatandaşlar ise bütçelerini planlarken şimdiden açıklanmış olan bu üç aylık kesinleşmiş oranı temel alarak hareket ediyor.

Ekonomistler, bankacılık sektörü temsilcileri ve finans dünyasının önde gelen isimlerinin yanıtlarıyla oluşan Piyasa Katılımcıları Anketi, yılın tamamına ilişkin tüketici fiyat endeksi beklentisini yüzde 29,63 olarak gösterdi. Raporlanan bu oran esas alındığında, yılın ikinci altı aylık diliminde toplam fiyat yükselişinin yüzde 11,11 seviyesinde tamamlanacağı yönünde güçlü bir hesaplama öne çıkıyor. Finansal çevrelerin bu projeksiyonu, yılın son üç ayında toplamda yaklaşık yüzde 5,2 oranında ek bir endeks artışının yaşanabileceğine işaret ediyor. Uzmanlar bu sürecin mevsimsel etkilerle doğrudan bağlantılı olduğunu ve fiyat hareketlerinin yakından izlenmesi gerektiğini vurguluyor.

Eğitim döneminin başlamasıyla birlikte ekim ayında yaşanan harcama artışları, konut kiralarındaki hareketlilik ve soğuyan havalarla birlikte enerji kalemlerinde görülen yükselişler, aylık endeksin yukarı yönlü ivme kazanmasına yol açabiliyor. Ancak analistler, kasım ve aralık aylarında daha dengeli ve sakin bir fiyat seyrinin oluşacağını öngörüyor. Bu kapsamda Kasım ayı başında kamuoyuna sunulacak olan ekim ayı endeks verileri, sürecin gidişatını net bir şekilde gözler önüne serecek en kritik viraj olarak kabul ediliyor.

Merkez Bankası anketinde yer alan yüzde 11,11 oranındaki muhtemel artış tüm emekli gelirlerine yansıtıldığında, farklı maaş dilimlerinde belirgin bir yükseliş dönemi görülüyor. Mevcut durumda 15 bin TL seviyesinde aylık alan bir vatandaşın geliri söz konusu senaryoda 16 bin 667 TL seviyesine tırmanıyor. Benzer şekilde 20 bin TL alan bir hak sahibinin aylığı 22 bin 222 TL noktasına ulaşırken, 25 bin TL maaş ödemesi yapılan bir kişinin yeni geliri 27 bin 778 TL olarak hesaplanıyor. Yüksek kademeden ödeme alan vatandaşlarda ise artış miktarları daha belirgin bir tutara ulaşıyor.

Aylık geliri 30 bin TL olan vatandaşların yeni dönem ödemeleri 33 bin 333 TL seviyesine yükselirken, 40 bin TL düzeyinde maaş alan emeklilerin eline geçecek tutar ise 44 bin 444 TL seviyesine ulaşıyor. Paylaşılan bu veriler tamamen piyasa katılımcılarının tahminlerine dayalı bir analiz niteliği taşıyor. Son üç ayda açıklanacak olan resmi rakamlar beklentilerin üzerinde bir artışa işaret ederse oranlar yükselecek, aksi bir durumda ise artış miktarı daha sınırlı bir düzeyde kalacak.

Sistemde en alt sınır olarak kabul edilen taban aylık uygulaması, enflasyon farkından bağımsız bir yasal süreç gerektiriyor. Hâlihazırda 23 bin 552 TL olarak uygulanan en düşük emekli aylığının artırılabilmesi için Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) tarafından özel bir kanun teklifinin onaylanması gerekiyor. Yani sadece enflasyon oranının açıklanması en düşük aylığı otomatik olarak yükseltmeye yetmiyor, yasal çerçevenin yeniden çizilmesi icap ediyor. Geçmiş yıllardaki uygulamalar incelendiğinde, söz konusu düzenlemelerin yılın ilk haftalarında hızlı bir şekilde parlamentodan geçirildiği ve ilk ödeme takvimine yetiştirildiği görülüyor.

Yeni yılın başında da benzer bir yasama takviminin işletilmesi beklenirken, taban aylık tutarının doğrudan enflasyon oranında mı yoksa refah payı eklenerek daha yüksek bir seviyede mi belirleneceği henüz resmiyet kazanmadı. Ekonomi bürokrasisinin bu konuda hazırladığı alternatifler değerlendiriliyor.