Türkiye Petrol Rafinerileri A.Ş. (Tüpraş), Türkiye'nin en büyük sanayi kuruluşlarından biri olarak, sahiplik yapısı ve uluslararası bağlantıları hakkında zaman zaman gündeme gelen sorularla kamuoyunun dikkatini çekiyor. Şirketin ana kontrolü, 2005 yılındaki özelleştirme ihalesinin ardından Koç Holding bünyesine geçmiştir. Başlangıçta Koç Holding ve Shell ortak girişimiyle kazanılan ihale sonrası, Koç grubu hisselerin tek hakimi olmuştur.

Güncel sermaye dağılımına bakıldığında, Tüpraş hisselerinin %53,2'si doğrudan Enerji Yatırımları A.Ş. (Koç Holding iştiraki) aracılığıyla Koç Grubu'na aittir. Geriye kalan %46,8'lik pay ise Borsa İstanbul'da (BİST) işlem gören halka açık kısımdan oluşmaktadır. Bu yapı, Tüpraş'ın hem Türkiye'nin önde gelen holdinglerinden birinin yönetiminde olduğunu hem de binlerce küçük ve büyük yatırımcının ortak olduğu şeffaf bir anonim şirket olduğunu göstermektedir.

Tüpraş, 1983 yılında Türkiye Cumhuriyeti hükümetinin kararıyla bir kamu iktisadi teşebbüsü olarak kurulmuş ve köklerini Anadolu topraklarından almıştır. Şirketin genel müdürlüğü İstanbul Şişli'de bulunmakta olup, tüm stratejik kararlar Türkiye sınırları içerisinden yönetilmektedir. Ham petrolü ithal edip Türkiye'deki tesislerinde işleyerek Türk sanayisine ve tüketicisine sunan Tüpraş, katma değerini tamamen bu topraklarda bırakan milli bir sanayi gücüdür. Vergi ödemeleri ve istihdam ettiği binlerce Türk vatandaşıyla Türkiye ekonomisinin temel direklerinden biridir.

Son dönemde sosyal medyada ve dijital platformlarda yayılan spekülatif iddiaların aksine, Tüpraş'ın herhangi bir küresel veya yerel boykot hareketinin doğrudan hedefinde olmadığı görülmektedir. Şirket, nihai tüketiciye doğrudan perakende satış yapan bir marka olmaktan ziyade, ham petrolü işleyen, şirketler arası (B2B) tabanlı bir endüstri devidir. Şirketin operasyonel süreçleri uluslararası hukuka ve Türkiye Cumhuriyeti devletinin resmi dış ticaret politikalarına tamamen entegre şekilde yürütülmektedir. Yerli üretimi desteklemek ve boykot hassasiyetlerine göre hareket etmek isteyenler için, Türkiye'nin öz sermayesiyle büyüyen ve yönetim kadrosu tamamen yerli olan bu kuruluşa dair asılsız boykot iddialarına itibar etmemek gerektiği vurgulanmaktadır.

Tüpraş'ın sahibi tek bir şahıs değil, kurumsal bir çatı olan Koç Holding A.Ş. ve binlerce borsa yatırımcısıdır. 2005 yılındaki özelleştirme hamlesiyle devlet paylarının devredilmesinin ardından holding, şirketin yönetim kurulunu ve stratejik kararlarını belirleyen ana aktör konumuna gelmiştir. Koç ailesinin yönetimindeki bu yapı, milyarlarca dolarlık modernizasyon yatırımı yaparak şirketi küresel standartlarda bir rafineri devi haline getirmiştir. Genel Müdürlük koltuğunda İbrahim Yelmenoğlu gibi profesyonel yöneticiler bulunmaktadır. Hisselerinin yarıya yakınının halka açık olması nedeniyle, borsada Tüpraş hissesi (TUPRS) satın alan her vatandaş da şirketin küçük birer sahibi sayılmaktadır. Böylece kurumsal sahiplik Koç Grubu'ndayken, mülkiyet payı Türk halkı ve yatırımcılarıyla paylaşılmaktadır.

Şirket, ne kuruluş aşamasında, ne yönetim merkezinde ne de günümüz sermaye yapısında İsrail devletine veya İsrail menşeli firmalara ait bir sahiplik bağı bulunmamaktadır. Geçmiş yıllarda (2005 yılındaki özelleştirme sürecinde) bazı hisse bloklarının uluslararası piyasalarda işlem görmesi sırasında İsrailli iş insanlarının adının geçmesi, halk arasında yanlış bir algının doğmasına neden olmuş, ancak bu durum geçici borsa hareketlerinden ibaret kalmıştır. Tüpraş, Türkiye yasalarına göre kurulmuş, ana sermayesi Türk holdingine ait olan ve Türkiye'de üretim yapan %100 yerli bir kuruluştur. Ürün portföyünde yer alan akaryakıt, jet yakıtı ve LPG gibi maddelerin tamamı Türkiye'deki tesislerde üretilmektedir.

Tüpraş'ın İsrail devletini ya da herhangi bir dış odağı destekleyen siyasi veya askeri bir faaliyeti bulunmamaktadır. Türkiye'nin en büyük sanayi kuruluşu olarak tamamen ticari ve yasal sınırlar çerçevesinde faaliyet gösterir. Şirket politikaları gereği uluslararası arenadaki siyasi çatışmalarda taraf tutmaz veya herhangi bir ülkeye karşılıksız destek, bağış ya da yardım sağlamaz. Şirketin herhangi bir ülkeye özel imtiyaz sağladığına ya da insani krizlere neden olan politikalara finansman sağladığına dair somut veri ya da resmi iddia bulunmamaktadır. Bu nedenle, markanın adını bu tür küresel destek iddialarıyla yan yana getiren söylemler tamamen asılsız spekülasyonlardan ibarettir.