Türkiye'nin üç büyük özel bankası, bilançolarında yer alan ve tahsili gecikmiş alacaklar grubundaki milyarlarca liralık kredi portföylerini varlık yönetim şirketlerine aktardı. Kamuoyunu Bilgilendirme Platformu (KAP) üzerinden yapılan resmi açıklamalarla belgelenen bu hamleler, finans piyasalarında önemli bir hareketliliğe neden oldu. DenizBank, Türkiye İş Bankası ve Garanti BBVA tarafından gerçekleştirilen bu devir işlemleriyle, milyonlarca vatandaşı yakından ilgilendiren yasal takip dosyalarının yeni sahipleri belirlenmiş oldu.
Finansal kurumlardaki takip süreleri dolan veya tahsilat süreci uzayan kredileri kapsayan bu devirler, bankaların bilançolarını temizleme ve finansal performanslarını iyileştirme stratejilerinin bir parçası olarak görülüyor. Son dönemde hız kazanan bu satışlar neticesinde, kredilerini ödemekte zorlanan veya yasal takip aşamasında bulunan bireysel ve ticari borçlular için yeni bir dönem başladı. Bankacılık sektöründeki bu devasa portföy aktarımları, finansal piyasalardaki likidite yönetimini güçlendirmeyi hedeflerken, borç dosyalarının idaresini de uzmanlaşmış kurumlara bıraktı. İşlemlerin toplam parasal hacmi, piyasada son yılların en yüksek tutarlı alacak transferlerinden biri olduğunu gösteriyor. Bankalar bu sayede aktif kalitelerini artırıp bilançolarındaki riski azaltarak operasyonel odaklarını ana faaliyet alanlarına çevirme imkanı buluyor.
Devir sürecini başlatan kurumlar arasında ilk sıralarda yer alan DenizBank, yasal takip listesindeki bireysel, işletme, tarım, ticari ve kurumsal kategorideki sorunlu kredi portföylerini paketler halinde varlık yönetim şirketlerine aktardı. KAP bildirimlerindeki detaylara göre banka, 9 Eylül 2026'da Dünya Varlık Yönetim A.Ş. ile, 10 Eylül 2026'da ise Gelecek Varlık Yönetim A.Ş. ile satış sözleşmeleri imzaladı. Devredilen tahsili gecikmiş alacakların toplam defter değeri 1,812 milyar lira olarak kaydedildi.
Sektörün büyük oyuncularından Türkiye İş Bankası ise çok daha geniş çaplı bir portföy devrine imza atarak takipteki alacaklarını toplam 8 farklı varlık yönetim şirketine transfer etti. Dünya Varlık Yönetim, Novatra Varlık Yönetim, Gelecek Varlık Yönetim, Emir Varlık Yönetim, Birikim Varlık Yönetim, Ortak Varlık Yönetim, Sümer Varlık Yönetim ve Birleşim Varlık Yönetim şirketlerinin dahil olduğu bu operasyonda, devredilen toplam portföy büyüklüğü 3,8 milyar lira olarak açıklandı. İş Bankası, bu satıştan 627,8 milyon lira tutarında doğrudan gelir elde ettiğini duyurdu.
Bir diğer finans devi Garanti BBVA da sorunlu kredi dosyalarında benzer bir temizlik hamlesiyle devasa bir paketi satışa çıkardı. Bankanın KAP platformuna yaptığı resmi açıklamaya göre, toplam defter değeri yaklaşık 3 milyar lira olan takipteki alacak portföyleri, 449 milyon lira satış bedeli karşılığında ilgili varlık yönetim şirketlerine devredildi. Farklı tarihlerde ve çok sayıda firmayla yapılan anlaşmalar neticesinde Gelecek Varlık Yönetim A.Ş., Novatra Varlık Yönetim A.Ş., Birikim Varlık Yönetim A.Ş. ve İstanbul Varlık Yönetim A.Ş. dosyaların yeni sahipleri oldu.
Bu devir işlemleriyle birlikte üç büyük bankanın finansal tablolarından çıkardığı takipteki alacak portföylerinin toplam büyüklüğü 8,6 milyar lirayı aştı. DenizBank'ın 1,812 milyar lira, İş Bankası'nın 3,8 milyar lira ve Garanti BBVA'nın yaklaşık 3 milyar liralık borç dosyası bu süreçte el değiştirdi. Bankacılık uzmanları, bu ölçekteki devirlerin sektör genelinde kredi kalitesinin korunması ve varlık yönetim şirketlerinin finansal sistemdeki işlevselliği açısından kritik bir rol oynadığını belirtiyor.
Finansal alacakların varlık yönetim şirketlerine aktarılması, kamuoyunda sıklıkla yanlış anlaşılan bir durumu da beraberinde getiriyor. Yapılan devir işlemleri borçluların yükümlülüklerini kesinlikle ortadan kaldırmamakta, aksine hukuki düzlemde alacaklı tarafın değişmesi anlamına geliyor. Bankadan alacağı devralan varlık yönetim şirketi, dosyanın tüm haklarına sahip olarak yasal muhatap haline gelir. Borçlu bireyler ya da ticari işletmeler, bundan sonraki süreçte tüm ödeme, taksitlendirme ve dosya kapatma işlemlerini banka yerine bu yeni şirketlerle yürütmek zorundadır.
Varlık yönetim şirketleri kendilerine geçen borç dosyalarıyla ilgili olarak vatandaşlarla iletişime geçip tahsilat süreçlerini başlatmaktadır. Ancak her borç dosyasının hukuki yapısı, faiz durumu ve anapara miktarı birbirinden farklıdır. İnternet ortamında veya kamuoyunda dolaşan “her borç tamamen silinecek” ya da “herkese yüzde 50 indirim uygulanacak” şeklindeki bilgilere itibar edilmemelidir. Şirketler, borçlunun ödeme gücüne ve dosyanın niteliğine göre kişiye özel indirim veya taksit seçenekleri sunabildiğinden, tarafların doğrudan ve teyitli kanallardan iletişim kurması büyük önem taşımaktadır.
Bankalara veya varlık yönetim şirketlerine borcu olup olmadığını kontrol etmek isteyen vatandaşlar için e-Devlet kapısı üzerinden erişilebilen Türkiye Bankalar Birliği Risk Merkezi Raporu büyük bir kolaylık sağlamaktadır. Sisteme giriş yapıp arama çubuğuna “Risk Merkezi Raporu” yazarak ücretsiz bir şekilde temin edilen bu belge, yasal takibe konu olan dosyaların şu an hangi kurumda bulunduğunu şeffaf bir şekilde ortaya koymaktadır. Özellikle geçmiş yıllarda bankalarla yasal takip sürecine girmiş ve uzun süredir hesaplarını kontrol etmemiş kişilerin bu sorgulamayı yapmaları tavsiye edilmektedir. Ödeme yapmadan önce borcun gerçekten hangi varlık yönetim şirketinde olduğunu doğrulamak, hatalı veya dolandırıcılık amaçlı ödemelerin önüne geçmek açısından kritiktir.