Türkiye ayakkabı ve deri sektörünün köklü markalarından Beta, yarım asır önce Ercan İkiışık ve Taner İkiışık kardeşler tarafından %100 yerli sermaye ile kuruldu. Uzun yıllar İkiışık ailesinin yönetiminde perakende sektörüne yön veren marka, 1970'lerde espadril üretimiyle başladığı yolculuğunda Türkiye'nin lüks semtlerinde mağazalar açarak büyüdü.
Ancak 2018-2019 yıllarında yaşanan makroekonomik dalgalanmalar, döviz bazlı yüksek AVM kiraları ve fabrikasında çıkan bir yangın nedeniyle şirket konkordato ve ardından tasfiye sürecine girdi. Bu durum, markanın klasik mağazacılık operasyonlarının sonunu getirse de Beta adı tamamen yok olmadı.
Geleneksel şirketin tasfiye edilmesinin ardından, markanın üretim hakları ve e-ticaret altyapısı yeni bir girişimci vizyonla buluştu. 2020 yılından itibaren Özgül Aşcı tarafından kurulan REBETA şirketi, markanın lisans haklarını ve online satış operasyonlarını devraldı. Güncel pazarda markanın hakları ve online ticari faaliyetleri Aşcı Ticaret çatısı altında yer alan REBETA bünyesinde sürdürülüyor. Şu an betaderi.com üzerinden yapılan tüm satışlar ve yeni sezon üretimleri, Aşcı Ticaret bünyesindeki bu yerli yapılanmaya ait. Dolayısıyla, Beta'nın tarihsel kurucuları İkiışık ailesiyken, güncel ticari sahibi Özgül Aşcı'dır.
Beta, kuruluşundan bugüne tamamen Türkiye menşeili bir markadır. Doğumu, büyümesi, tasarımı ve üretim stratejilerinin tamamı Türkiye topraklarında gerçekleştirildi. Kuruluşundan itibaren yerli sermaye yapısını korudu, yabancı bir ortaklığa ya da küresel bir holdinge devredilmedi. İstanbul merkezli üretim süreçleri, markanın ulusal kimliğini net bir şekilde ortaya koyuyor. Ürünlerinde gururla "Made in Türkiye" damgası taşıyor.
Son dönemde artan toplumsal farkındalık projeleri ve boykot listeleri konusunda tüketicilerin merak ettiği bir diğer konu ise Beta markasının durumu. Net bir bilgi vermek gerekirse, Beta markası boykot listelerinde yer almıyor. Şirketin tamamen yerli ve şeffaf sermaye yapısı, herhangi bir boykot çağrısının hedefi olmamasının en büyük sebebi. Uluslararası ilişkilerde veya Orta Doğu’da yaşanan insani krizlerde adı hiçbir şekilde geçmeyen marka, tamamen kendi ticari faaliyetlerine odaklanmış durumda. Şirketin finansal akışları, Türkiye içerisindeki istihdama, hammadde tedarikine ve yerli üretime harcanıyor. Ne geçmiş yönetim kurulu ne de şimdiki sahipleri, İsrail'i veya herhangi bir işgal politikasını destekleyen bir açıklama yapmış ya da taraf olmuştur. Aksine, uluslararası siyasi krizlerde tarafsızlığını koruyan ve insani dramlara yol açan taraflara fon sağlamayan yerli bir üreticidir.